Stephen King Beyamca’nın kitaplarını daha önce okumadığımı itiraf edebilirim. Çünkü çok uzunlar ve bir King kitabı yerine okuyabileceğim üç, beş kitabın hesabını yaparak uzak duruyorum. Fakat son zamanlarda kitap okuma oranımın düşmüş olması.. neyse bunun konumuzla alakası yok ve bu bir itiraflar yazısı değil. Konumuz, Stephen King Beyamca’nın aynı isimli kitabından uyarlanan 8 bölümlük bir mini dizi: Kitap okumaya gelince 10 saatini ayırma ama konu izlence olunca 10 saat başından kalkmayıp, tek günde diziyi yala yut emi! Aferin sana kargacım. Şuan diziyi anlatmak yerine niye kendimizle kavga ediyoruz acaba sorabilir miyim? Hayır, soramazsın, adam olaydın da kendine verdiğin sözü tutup, dizi izlemek yerine Sadık Hidayet’in kitabını bitirseydin! Kendi iç kavgamıza bir son verip, dizi hakkında konuşmaya gayret etsek ve daha fazla acayipleşmesek diyorum.

Jake Epping adındaki öğretmenimizin monoton ve sıkıcı hayatına tat veren ucuz hamburgerlerin satıcısı Al, manyak herifin tekidir ve her ne alaka ise restoranının içindeki dolapta bir tavşan deliği bulunmaktadır. Neden o delik orada ve neden yolun sonu sadece 1960 yılına gidiyor? İşte dizinin ilk katlanılmaz sorularının cevabının kitapta yer aldığını umuyor ve bilmişlik taslayarak önce kitabını okumalısınız tavsiyesinde bulunuyorum. Her neyse: Al saçması, bu deliği keşfeder keşfetmez, nedense aklına ilk olarak John F. Kennedy’i kurtarmak geliyor. Hayır, insan gider fantastik şeyler dener: Ne biliyim, anneni bul, babanla ilk tanıştıkları anı seyret (gerdek gecesini dikizleyecek kadar sapık değilsen tabi) yada kimsenin bilmediği saklı cennetleri keşfet, bahis sonuçlarıyla zengin olup dünyayı gez, sonradan yazılacak kitapları kendin yaz (bu biraz ahlaksızca oldu sanki)… Neden illa ölmüş adamı kurtarasın dicem ama bu deliliğin peşine düşmesen ortaya roman yazmalık bir konu çıkmazdı herhalde.

Bu Al çılgını, bakıyor ki ölüm yakın, bu deliğe sokacak başka birini bulayım da gidip JFK’yi kurtarsın diyerekten kurban olarak bizim öğretmen arkadaşı seçiyor. Jake ise kanında nasıl bir delilik taşıyorsa, (diziye göre) birkaç güzel söze, yaşını başını almış Al dedenin(!) yaptığı nişanlı kız triplerine anında kanıp, “Tamamla girek, nolcak sanki!” diyor. Tabi, deliğimizin bazı kuralları var: Bi kere girdiğin zaman geleceği nasıl bulmak istiyorsan öyle bırakacaksın, yoksa bir daha geri döneyim dersen her şey sıfırlanıyor. Dolaptan girince 1960 yılına gidiyor olmasını kabullenen izleyici ve/veya okuyucu, bu kuralı sorgulamayacak kadar kendini kaptırıyor zaten.

Sonra ne mi oluyor? Bizim Jake öğretmen, görevi yerine getirmek yerine başka başka işlere girişiyor ki karga tam da bu işler yüzünden Jake öğretmeni alkışlıyor: Aferin hocam, git hayatını yaşa, napcan elin adamının hayatını kurtarıp!” Tabi bu tarz bir sevinci fazla yaşatmayan sevgili öğretmenimizin başını gelen diğer şeyleri öğrenebilmek adına gidip kitabı okuyun. Evet kitabı okuyun çünkü yaptığım ufak ekşi sözlük gezisinde öğrendiğime göre; dizi, kitabın suyunun suyu imiş. Yine de bana kitap değil, seyirlik hoş şeyler lazım diyorsan, 8 bölümlük, konu itibarıyla ilgi çekici ve güzel bir dizi 11.22.63. Sadece bir günü ayırarak bitirebileceğiniz bişey. Ayrıca bu dizi bana bir şey öğretti: Karganızın son insan formunun doğum yıl dönümü ile JFK’nin ölüm yıl dönümü aynı gün imiş. Gereksiz bir bilgi ile biten gereksiz bir dizi yazısının son cümlesi ile elveda efenim.

Bunları da Sevebilirsin :)

YORUMSUZ BIRAKMA ^^